TAEKWONDO TARİHÇESİ
Taekwondo (Tae Kwon Do olarak da bilinir), Kore’de ortaya çıkan kendini savunma sanatıdır. 2000 yıl öncesine kadar uzanan, dünyadaki en eski dövüş sanatlarından biri olarak kabul edilmektedir. İsim, sanatın uygun tanımı için seçildi: Tae (ayak), Kwon (el), Do (sanat).
Ana sayfa iletişimTAEKWONDO TARİHÇESİ
Taekwondo’nun varlığının en eski ipuçlarından biri, Kore krallığı Koguryo’da MÖ 37 ile MS 66 yılları arasında inşa edilmiş bir mezarın duvarına boyanmış bir duvar resmidir. Çizim, Taekwondo tarzı bir duruşta birbirine bakan iki silahsız figürü göstermektedir. Mezardaki ek çizimler, günümüz Taekwondo eğitiminde kullanılanlara benzer bloklar yapan ve üniforma giyen figürleri göstermektedir.
Kore ülkesi geliştikçe Taekwondo’nun ilerlemesi ve teknikleri gelişti. Yüzyıllar boyunca ülke içinde var olan farklı krallıkların neredeyse tüm kayıtlarında Taekwondo eğitiminin örnekleri ve tarihi vardır.
Antik sanatın en yüksek biçimine Silla krallığında ulaşılmıştır. Bu küçücük krallık, sürekli olarak daha büyük ve daha güçlü bölgelerden gelen saldırılar ve muhalefetle karşı karşıya kaldı. Sonuç olarak, krallığın hükümdarı Kral Jin Heung, “Hwarang” veya “Gençliğin Çiçeği” olarak adlandırılan seçkin bir savaşçı grubu kurdu.
Hwarang, krallık içindeki soyluların oğullarından oluşuyordu. O zamanlar Tae Kyon olarak bilinen silahsız dövüş de dahil olmak üzere askeri becerilerin tüm yönlerinde özenle seçilmiş ve resmi olarak eğitilmişlerdi. Hwarang’a sadece bedenlerini geliştirmenin değil, aynı zamanda zihinlerini ve ruhlarını da geliştirmenin önemi öğretildi. Dövüş tekniklerine ek olarak, genç savaşçılara tarih, şiir ve felsefe eğitimi verildi. Tüm çalışma grubu Hwarang Do olarak biliniyordu. Hwarang sadece savaş için değil, günlük yaşam için de beceriler kazandı. Bu, doğrudan, herhangi bir göreve uygulanabilen gelişmiş karakter, öz disiplin ve özgüvenin yanı sıra kendini savunma becerileri sağlayan modern Taekwondo eğitimi ile ilgilidir.
Silla hanedanından sonra Kore’nin adını aldığı Koryo hanedanı (MS 935 – 1352) geldi. Subak Do olarak bilinen dövüş sanatları uygulaması, ayrıntılı kuralları olan organize bir spor olarak popüler hale geldi. Kraliyet ailesi yarışmalara ve gösterilere sponsor oldu ve dövüş sanatları Kore kültüründe derinden kök saldı.
TAEKWONDO TÜRKİYE TARİHÇESİ
Taekwondo sporunun Ülkemize gelişi de 1960’lı yıllara rastlamaktadır. 1968 yılında resmi olarak Judo Federasyonu bünyesinde faaliyetlerini sürdürmeye başlamış ilk defa 1976 yılına resmi olarak Avrupa Şampiyonasına katılmış ve Ülkemiz takım halinde Avrupa İkincisi olmuştur.
1981 yılında Judo Federasyonu’ndan ayrılarak müstakil Federasyon olan Taekwondo Federasyonu Başkanlığına Mithat KOR getirilmiştir. Mithat KOR’ un Başkanlığı kısa sürmüş (12.01.1981-22.02.1982) 1982-1995 yılları arasında da Taekwondo Federasyonu Başkanlığını Prof. Dr. Esen BEDER yapmıştır. 1982 yılında Prof. Dr. Esen BEDER başkanlığında oluşan federasyon kurullarının çalışmaları başarı grafiğini arttırmış bu çalışmada Teknik Direktör olarak görev üstlenen İsmet IRAZ’ın bilinçli, disiplinli çalışma ve isabetli karar görüşleri ile ülkemizde Taekwondo’nun yapılması hızla devam etmiş, uluslararası alanda da bir çok başarılara imza atılmıştır.
1996-2003 yıllarında başkanlık görevini yürüten Cengiz YAĞIZ’ın görevden alınmasıyla yerine Doç. Dr. Metin ŞAHİN Federasyon Başkanlığına seçilmiştir. O tarihten bu yana başkanlığı devam ettiren Metin ŞAHİN, yönetiminde Türk taekwondosu başarı çıtasını sürekli arttırmış, olimpiyat oyunları, dünya ve Avrupa şampiyonalarında sürekli zirvede yer alan bir kimliğe bürünmüştür. Katıldığı tüm olimpiyat oyunlarından madalya ile ayrılan Türk taekwondosu 2012 yılında Servet Tazegül ile Londra Olimpiyat Oyunları’nda altın madalya kazanarak zirveye çıkmıştır. 2012 yılında Londra’da gümüş madalya kazanan Nur TATAR ise, 2016 yılında Rio Olimpiyat Oyunları’nda bronz madalya elde ederek, üst üste 2 olimpiyat oyununda madalya kazanan ilk Türk kadın sporcu ünvanını kazanmıştır.
Türkiye Taekwondo Federasyonu 400 bine yaklaşan lisanslı sporcu sayısı ile ülkemizde futbol ve satranç branşlarının ardından en çok sporcuya sahip federasyon olurken, kazandığı madalya sayısı ile de her zaman ilk 5 içinde yer almıştır.

